Sonunda...
Aylardır emek verdiğim çalışma öyle böyle bitti... Daha doğrusu ilk ve en büyük evresi bitti...
Çok şükür... :)))
Artık duraklat düğmesinden parmağımı çekiyorum... :)
Bugün bir soru var yaşam heybesinden çıkan:
Yaşamın nasıl olması gerektiğine fazlasıyla odaklanıp da, acaba yaşamı kaçırıyor muyuz?
(Bu sorunun çok çeşitli versiyonları olabilir: 'Çocuğumun aslında şöyle olması gerekir' diye düşünmekten, şu anda olan'ı kaçırıyor olabilir miyiz? Şu andaki güzelliklerini, güçlü yanlarını, ihtiyaçlarını, kutlamalarını kaçırıyor olabilir miyiz? Karımızın, kocamızın, kardeşimizin, annemizin, babamızın, patronumuzun, çalışanımızın, arkadaşımızın, otobüs şoförünün, banka memurunun, kayınvalidemizin, her ne ilişkimiz varsa, hatta kendimizin...)
'Olması gereken' bir düşünce, 'olan' ise gerçek... Gerçek ile bağımız ne kadar kuvvetli?
Bugünlük bu kadar olsun... :)