Her şey gelip geçiyor.
Bir gün baktık bloglara erişemiyoruz, ne olduğunu anlayana kadar bir baktık bloglara girebiliyoruz. Bu süreçte erişimi tekrar sağlamada emeği geçmiş olanlara teşekkürler.
Yaşam da böyle sürprizlerle dolu değil mi? Her köşeden yeni bir sürpriz çıkıyor, önemli olan bunlara nasıl karşılık verdiğimiz. Bilgelikten, şefkatten kaynaklanan, doğan karşılıklar… Olan karşısında kabullenip, pasif kalmak uygun değil her zaman. Bazen spiritüel konularla ilgilenenler kabullenmeyi pasif olmakla aynı şey olarak algılayabiliyoruz. Olana karşılık vermek yerine seyretmeyi seçebiliyoruz ve bunu spiritüel bir uygulama diye düşünebiliyoruz. Oysa bu birlikte yaşadığımız örnekte olduğu gibi, blog sahipleri sessizce sineye çekseydi bu erişememe halini, itiraz etmeselerdi, bu satırları yazamaz, okuyamaz olacaktık, ya da dolaylı yolları kullanmak zorunda kalacaktık.
Nerede sesimizi çıkaracağımızı bilmek bilgelik olsa gerek…
Ayrıca sesimizi nasıl çıkaracağımızı bilmek de başka bir bilgelik…
Tavındayken, en uygun zamanlamayla, gecikmeden sesi çıkarmak da daha başka bir bilgelik…
Sesi daha kolay, güçlü duyurmak için kimlerle birleşmenin uygun olduğunu görmek ve birliktelik oluşturmak da bilgeliğin başka bir yönü…
Bu bilgeliklerle bağlantıda olanlara ne mutlu… Darısı hepimizin başına…
Hem size, hem kendime şefkatten doğan nice bilgelikler, bu yönde farkındalık sıçramaları diliyorum can-ı gönülden…
Not: Daha önce yazmaya başladığım bir konu (yaşamdaki rüzgarlar) yarım kaldı, ilerleyen günlerde devamını yazacağım. Zira ille o konuda yazayım, sonra içime gelenleri yazayım dedikçe, tıkandım, hiç bir şey yazamaz oldum. Önce içimde birikmiş olanları yazayım diye bir seçim yaptım da, sıralı yazma hapishanesinden çıktım. Sırası gelince, bir ihtimal farkındalığım arttıkça, devamı gelecek :) Bekliyoruz hep birlikte :)
Bir gün baktık bloglara erişemiyoruz, ne olduğunu anlayana kadar bir baktık bloglara girebiliyoruz. Bu süreçte erişimi tekrar sağlamada emeği geçmiş olanlara teşekkürler.
Yaşam da böyle sürprizlerle dolu değil mi? Her köşeden yeni bir sürpriz çıkıyor, önemli olan bunlara nasıl karşılık verdiğimiz. Bilgelikten, şefkatten kaynaklanan, doğan karşılıklar… Olan karşısında kabullenip, pasif kalmak uygun değil her zaman. Bazen spiritüel konularla ilgilenenler kabullenmeyi pasif olmakla aynı şey olarak algılayabiliyoruz. Olana karşılık vermek yerine seyretmeyi seçebiliyoruz ve bunu spiritüel bir uygulama diye düşünebiliyoruz. Oysa bu birlikte yaşadığımız örnekte olduğu gibi, blog sahipleri sessizce sineye çekseydi bu erişememe halini, itiraz etmeselerdi, bu satırları yazamaz, okuyamaz olacaktık, ya da dolaylı yolları kullanmak zorunda kalacaktık.
Nerede sesimizi çıkaracağımızı bilmek bilgelik olsa gerek…
Ayrıca sesimizi nasıl çıkaracağımızı bilmek de başka bir bilgelik…
Tavındayken, en uygun zamanlamayla, gecikmeden sesi çıkarmak da daha başka bir bilgelik…
Sesi daha kolay, güçlü duyurmak için kimlerle birleşmenin uygun olduğunu görmek ve birliktelik oluşturmak da bilgeliğin başka bir yönü…
Bu bilgeliklerle bağlantıda olanlara ne mutlu… Darısı hepimizin başına…
Hem size, hem kendime şefkatten doğan nice bilgelikler, bu yönde farkındalık sıçramaları diliyorum can-ı gönülden…
Not: Daha önce yazmaya başladığım bir konu (yaşamdaki rüzgarlar) yarım kaldı, ilerleyen günlerde devamını yazacağım. Zira ille o konuda yazayım, sonra içime gelenleri yazayım dedikçe, tıkandım, hiç bir şey yazamaz oldum. Önce içimde birikmiş olanları yazayım diye bir seçim yaptım da, sıralı yazma hapishanesinden çıktım. Sırası gelince, bir ihtimal farkındalığım arttıkça, devamı gelecek :) Bekliyoruz hep birlikte :)